Google

Perşembe, Şubat 07, 2008

boyoz, yumurta ve çay


Arkadaşlar sağolsunlar ben gitmeden peşi sıra geceler düzenliyorlar. Güzel oldu. Yine çok eğlendik. Dün akşam Alsancak Eko Pub yine mekanımızdı. Sohbet ettik, kahkahalar arttık. Gecenin sürprizi boyoz ve midyeler oldu. Boyoz ve midye özlemi çekmemem için masayı sağolsunlar donattı arkadaşlar. Ben boyozları bitirdikten sonra midyelere yöneldim. Sonra baktıkki boyozlar gerçekten taze, herkesin canı çekti.. Eko'dan kalktıktan sonra. Kıbrıs Şehitlerine doğru bir yürüyüş yaparak boyozcu bulduk Boyozlar ve Yumurtalar tamamdı. Tabi yanında çay güzel gider. Hemen Kordon'da bir çay evine yöneldik. Muhabbetten çaycının yerini geçmişiz. Neyse, bulduk sonunda bir yer. Tabi hemen çay siparişleri. Ve en nihayetinde boyoz, yumurta ve çay ziyafeti :)


Neşe kaynağı Özlem yine bir poz verme şekli deniyor :) 2. resimdeyse İhsan dikkatle bir konuşmayı dinliyor. Aziz ya düşünceli yada patatesten alıp almamakta kararsızlık yaşıyor.


Özlem'in eli gece için imza atılan kağıtçıkta ve midyeler.


Aziz sarhoş taklidi yapıyor :P 2. fotoğrafın izahı yok :) kendimizden geçmişiz..

Pub çıkışı İhsan'ın çektiği güzel poz.



Kıbrıs Şehitlerindeki boyozcuda Aziz ve Ahmet yumurta soyuyorlar. Ve kahveden bir kare: Boyozlar gidiyor.




Güzel iki kare daha; İhsan tarafından çekildi.

Etiketler: ,

Pazartesi, Şubat 04, 2008

deneysel çerezler

Eskileri karıştırırken buldum. "Bunlarda benim deneysel çerezlerim" diyerek, bundan 1 küsür sene önce eklemişim. Deneysel çerez çünkü can sıkıntısıyla yapılmış, üzerinde fazla uğraşmadığım ama bi' kaç yerini güzel bulduğum için silip atmadığım çalışmalar :)




Reverbnation'a da ekledim :) Artık başım göğe erer :p

Pazar, Şubat 03, 2008

vakit yaklaşıyor


Biraz soğuk havalar İzmir'de; aslında biraz değil epey bir soğuk. "İzmir'in dağlarında çiçekler açar" :) şarkıdaki gibi etrafındaki dağlarda kar var İzmir'in. Kar olurda soğuk inmez mi oralardan? Keskin bir soğuk. Son günlerim artık İzmir'de. Umarım İzmir'i bu soğuk günleriyle hatırlamam. Hani derler ya!, insan ayrılırken nasıl gördüyse öyle hatırlarmış hep diye. Vakit yaklaşıyor. Bende hazırlıklarımı tamamladım sayılırım. Bu arada, yeni bir blog oluşturmayı düşünüyorum. Bundan sonra o blogdan devam etsem yanlış olmaz galiba. Fotoraflar vs. gittiğim, gördüğüm yeni yerleri yazmak istiyorum o blogda. Ama burayada yine yazmaya devam edeceğim. Fikir netleştiği zaman bu siteden orayada bir link veririm. Şimdilik bu kadar. Güneşli ve sıcak günler :)

Perşembe, Ocak 31, 2008

40 kere söylersen olurmuş

Hem Almanya'dayken hemde Türkiye'deki üniversite yıllarımda, ismimin yakınlığından dolayı, bana hep "Kaan" yerine "kanake" demiştir arkadaşlarım. İsmimin yazılışıylada birleşince "Kaanake" gibi bir takma isme sahip olmuşumdur.

Aslında "kanake" Almanca sokak dilinde kullanılan bir kelimedir. Avrupa'da ilk olarak "göçmen ve yabancı" manasında bu kelimeye muhatap olanlar, Almanya'ya çalışmak için giden İtalyanlar, İspanyollar ve Yunanlılar olmuş. Sonraları Türk, Arap ve İran'lıların nüfuslarının artmasıyla, kelime, ortadoğudan gelen insanları nitelemek için kullanılmış. Tanıdık bir kişiye söylüyorsanız ve aranızda sıkı bir dostluk, arkadaşlık varsa "adamım, arkadaşım" manasına gelir. Yok eğer söylediğiniz kişi size uzak ve çokta samimiyet göstererek söylemediyseniz küfür niteliğini taşır. Bu sefer "göçmen, ortadoğulu, ten rengi esmer" manasında aşağılama sözü yerine geçer. Son yıllarda "kanake" kelimesinin içerdiği anlam ve ifade ettiği grup ise sadece "Türkler"le sınırlıdır. Hatta çoğu genç Türk, günümüz Almanya'sında kendini "kanake" diye isimlendirerek ifade etmektedir.

Aslında bu kelimenin yolculuğu çok uzun sürmüştür; Avrupa'ya gelene kadar. "Kanake" kelimesi ilk olarak, 19. yüzyılın başlarında Okyanusya ve Polinezya'da dolaşan Alman denizcileri tarafından, bölgenin yerli dillerinden alınmış ve kullanılmış. Aslı "kanaka" olan kelime, Polinezya dillerinde ve Hawaii dilinde "insan, kişi" anlamına geliyor. O yüzyılda, Alman denizciler kendi aralarında çok sıkı arkadaşlarına, hitap kelimesi olarak kullanırlarmış. Günümüzde, Fransa'ya bağlı Yeni Kaledonya halkı, devletlerini "kanaky" diye isimlendirmeye devam etmektedirler.

Buradan kendime nasıl bir bağlantı kuracağım derseniz? Kısa bir süre sonra yaşamımın geri kalanını geçireceğim ülke, kendi devletlerine "kanky", kendilerinede "kanak" diyen Yeni Kaledonya'ya 3 saatlik uçak yolculuğu mesafesinde :)

Pazar, Ocak 27, 2008

Güneş Gazetesi hacklenmiş

Uyku tutmadı. Gazete okuyayım dedim. Biraz evvel gazetelere sırayla bakarken fark ettim. Türkmedya'nın sahip olduğu Güneş Gazetesi hacklenmiş. :) Bu gurup bünyesinde Akşam ve Tercüman Gazeteleri de var.


(resimlerin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz)


ek düzenleme: Bugün yani 27 Ocak öğlen, yine gazetelere bakarken fark ettim. Başka bir hacker bu sefer ilk hackleyenden sayfayı hacklemiş herhalde :p sayfa şöyle olmuş:

Etiketler:

Cumartesi, Ocak 26, 2008

Coco Loco ve Eko Pub buluşması

Eski iş arkadaşlarımla bir buluşma daha yaptık Alsancak'ta. Yine benim sayemde ben ve İhsan geç kalmayı başardık. :D O kadar da erken çıkmıştım İhsan'la buluşmak için ama onuda dondurmayı başardım Hatay Renkli durağında. Otobüs beklerken yine deja-vu yaşadık; "A-aa ben bu bekleme sahnesini bir yerden hatırlıyorum" diye. Neyseki geçen sefer olduğu gibi çok fazla beklemeden hemen otobüse bindik.

İhsan'ın her buluşmayı belgeleyici fotoğraf makinası otobüste çalışmaya başlıyor.

Tabi Seviç'in önünde ağaç ediyoruz herkesi. Neyse otobüs faslı bitiyor. Özlem'le buluşuyoruz. Daha sonra Ahmet ve Aziz katılıyor bize. Özlem'in kursa gitmesi lazımmış, kurstan sonra bize katılacak. Ayrılıyor bizden. Bizde yemek mekanımız Coco Loco'ya geçiyoruz; Kıbrıs Şehitleri Caddesinde.

Ahmet ve Aziz'in siparişler gelmeden önceki hazırlıkları. Birbirlerine nazikçe yardım ediyorlar, baksanıza :) Diğer karede ise hepimiz ayrı bir telden çalmışız. Değişik bir fotoğraf olmuş.

Ben ve İhsan. Diğer karede ise ben, yemek sorası yine tatlı bir gülümsemeyle poz vermişim :p

Coco Loco finalini böyle yapalım. Makinayla zaman ayarlamalı otomatik çekim yapıyoruz. İçlerinde en çok beğendiğim bu oldu. Güzel bir kare :)

Coco Loco çıkışı Özlem'le buluşuyoruz tekrar. Midye canavarı olduğunu midyeciyle yaptığı pazarlıktan anlıyoruz. Ben bu arada, diğer midyecinin tablası başına geçip İzmir midyeleriyle Alsancak'ta hatıra fotoğrafı çektiriyorum. Pazarlık vs. derken yürüyoruz Kordon'da; mekan kararlaştırıp Gündoğdu Meydanındaki Eko Pub'a gidiyoruz.

Özlem ve midyeden gözleri :)

Siparişler geliyor, midyeler açılıp yenmeye başlanıyor. Muhabbet koyulaşıyor. Derken vakit su gibi akıp geçiyor.



Sohbet esnasında aldığımız iki kare daha. Biri sakin bir hareketli :)


Ve artık evlere gidiyoruz. İhsan ve Özlem'den otobüste bir poz.


Buda benim otobüsteki pozum. Şehirden ayrılmadan önceki güzel mekan pozlarından bitanesi bu olacak galiba. Yan tarafta pencereden gözüken Konak Meydanı ve ışıklandırılmış Saat Kulesi.

Etiketler: ,