Oyuncak dünyasını keşfedin !!
Nürnberg Uluslararası Oyuncak Fuarı yaklaşıyor. İnternet sayfasında Türkçe seçeneği koyarak güzel bir tanıtım yapmışlar :) Bu fuar oyuncak ve hobi alanında dünyanın en önemli fuarı. Darısı Türkiye'nin başına.
Nürnberg Uluslararası Oyuncak Fuarı yaklaşıyor. İnternet sayfasında Türkçe seçeneği koyarak güzel bir tanıtım yapmışlar :) Bu fuar oyuncak ve hobi alanında dünyanın en önemli fuarı. Darısı Türkiye'nin başına.
Bir 24 Kasım daha geçti. Bütün öğretmenlere kutlu olsun :p.. Bende öğretmenlik mezunuyum ama kısmet olmadı atanmak. Yani sadece diplomalı olduk okadar :) Öğretmenlikten hariç her işi yapıyoruz valla.. saygılar büyüklerimize.. :)

Eveeeet nihayet yakaladık "hain"i..Büyük başlıklarlada hemen ilk sayfalara manşet yaptık. Prof. Dr. Atilla Yayla'nın biletini ilk medya kesti, hükmü verdi. : "Hain" Şimdi kanunlarımızın bilmem kaçıncı maddesine dayanarak davalar açılacak. Neyse, gazetede yazılanlara göre "AB ve Türkiye İlişkilerinin Toplumsal Etkileri" konulu konferansta şöyle demiş:
"Kemalizm ilerlemeden çok, gerilemeye tekabül etmektedir. İlerleyen yıllarda bizlere, 'neden her yerde bu adamın heykelleri ve fotoğrafları var' diye soracaklar. Üstünü örtemezsiniz, bu eninde sonunda tartışılacaktır"
Kedimizi kandırmayalım eğer sadece bu sözler söylenmişse mahkemelerde bu sözler hakaret olarak algılanmaz ve yüksek ihtimalle beraat kararı çıkar.Gerçekte bu suçun asıl sahipleri, Atatürk'ü kendi siyasi görüşlerine alet etmek için Atatürk'ün vasiyetiymiş gibi onu "izm-leştirip" yıllarca kullananlarındır. Atatürk'ün kendi devrinde göstermiş olduğu cesareti günümüzde gösteremeyen, değişimciliğini algılayamayan ve uygulayamayan kafalar, "izm-ler"e hapsetmişler onu ve tekelleri altındaymış gibi hep kullanmışlar.Halbuki onu iyi anlayan kuşaklar olsaydı, ülkemiz bu durumda olamzdı. Sözün özü, eğer bir "izm" yaratıyorsanız bunun sonuçlarını önceden düşünmüş olmanız ve sonuçlarınada katlanmanız gerekir.

yerine getirildiği vakit yayın yapma izni veriliyor. Ama bakın bizim Y. Halaçoğlu bu yayınlara karşı çıkmak için nasıl bir bahane geliştirmiş. Efendim, Van'a gitmişmiş ordaki Kürtlere sormuşmuş. Onlarda demiş ki "Biz Diyarbakır'da konuşulan Kürtçe'yi anlamıyoruz. En fazla %5'ini anlıyoruz". Yaa bu adam eğer bu argümanla "radyo ve tv" yayınına karşı çıkıyorsa vay başında olduğu Türk Tarih Kurumu'nun haline. Karşısında duran -daha doğrusu bu cümleleri duyduktan sonra duramayan :) - Etyen Mahçupyan atlıyor hemen. Aman dert etmeyin siz! Tüm sorun buysa, anlayana anladığı dilde yerel yayınlar yapılır..demeye getiriyor ama adam inatla anlamamak için direniyor :) Tipik bir "değişime direnme" örneği...
"Mütekabiliyet" esasına göre yaşıyoruz velhasıl :) Bir Cumhuriyetimiz var ama içi henüz "demokrasi" ile doldurulamamış. Herşeyi işine gelen yönden anlayıp, yorumlayan ve ona göre bir tarih ve hukuk oluşturmaya çalışan büyüklerimiz; sağ olsunlar ülkeyi dünya gerçeklerinden uzaklaştırmak ve ayakta uyutup dünyadan soyutlamakta üzerlerine yok.
Mütekabiliyet, bugünkü ifadesiyle 'karşılıklılık', hem hukuksal hem de ahlaki açıdan tartışılır bir icraat. Ülkeler arasında belli konularda ileri sürülebilir. Örneğin, siz benim vatandaşımı ülkenize vizesiz kabul ederseniz ben de sizinkini vizesiz kabul ederim, diyebilirsiniz. Ama, siz benim vatandaşıma işkence uygularsanız ben de aynı şeyi yaparım, diyemezsiniz. Kaldı ki söylenen bu bile değil: Eğer sen vatandaşına (senin vatandaşına) haksızlık edersen, ben de vatandaşıma (benim vatandaşıma) haksızlık ederim, deniyor! Böyle bir durum, Lozan'ı, insan haklarını bırakın, Anayasa'mıza aykırı.
Bu tartışmalar "Vakıflar Kanunu" meclisteyken epey bi' tartışıldı. Vah vah !! ki bu ilkeyi "başkasının hakkı olan mala istediğim gibi elkoyabilirim" yada "karşılıklı rehin alma mübahtır" gibi yorumlayıp alenen, savunanlar oldu. Sağ olsun onlarda bizi Sosyalist Enternasyonal'de temsil ediyorlar. (yoksa ediyor gibi mi yapıyorlar acabaaa?)
Prof. Türker Alkan : "Batı toplumlarında kurumsallaşma son derece gelişmiştir. Oradaki insanların güvenleri de beklentileri de umutları da kişiler değil bu kurumsallaşmadır. Bizim gibi toplumlarda kişinin umudu haliyle yine kişi, yani umut bağladığı lider oluyor. Lider o insanların gözünde bir nevi babadır. Liderin ölümü bir nevi babayı kaybetmek gibi oluyor. Ben çok iyi hatırlarım, İsmet İnönü sağken, bazı insanlar, durup dururken, o ölürse ben ne yaparım, diye oturup ağlarlardı..." Kulluk psikozunu hâlâ üstümüzden atamadık.
Etiketler: makale

İzmir hayvanat bahçesinin (aslında dilim hayvanat bahçesi demeye bile varmıyor..iğrenç..olsa olsa hayvanlara eziyet merkezi olur) 50 yıllık esiri Bahadır (gerçek adı ile Pak Bahadur) hayatının son zamanlarını yaşıyor. O'nun bu son zamanlarını doğal hayatta tamamlaması için bir özgürlük kampanyası başlatıldı. O'nun Ankara'daki kader arkadaşı gibi (Pak Şirin) esaret altında ölmesine izin vermeyelim. Pak Bahadur'a özgürlük sitesine girerek destek verelim.İmza kampanyasına katılalım. "Kolleksiyon" tipi hayvanat bahçelerine son verelim.


29 Ekim kutlamaları sırasında çekilen boğaz köprüsündeki havai fişek ve ışık gösterisi fotoğrafları tek kelime ile mükemmel..biz tv'lerden izleyebildik, canlı izleyenlere ne mutlu :) Birde bu anı görüntüleyen kişilere "ellerine sağlık" demek gerekir.

Etiketler: gezelim-görelim