Google

Cumartesi, Şubat 24, 2007

TV-2 röpörtaj yapmış..

Kuru gürültü. Kaç gündür basında Danimarka TV2'nin röpörtajı yazılıp çiziliyor. Nasıl yaparlarmış, nasıl yayınlarlarmış, Pk*'yı övüyormuş....falan filan. Başta yaygarayı koparan grubun birçok yazarı, çizeri ve diğer grupların kalemleri bundan yılar önce "elebaşı" denilen adamla görüşmüşlerdi :) Gayette güzel röpörtajlar yayınlanmıştı basında..Geçin bu "yardım ve yataklık" hikayelerini. Sizde yapın bakalım haber programları. Ama sizin haberiniz yokki "dünya haberlerinden". Televizyon kanallarınızda akşam yayınlanan ana haber bültenlerinde "dünya" denen bir şey yok. Acaba dünya üzerinde var olan bir konuyu işlemek için nerelere muhabir yolluyorsunuz ?(magazin hariç). Hürriyet Gazetesi'nin internet baskısının haber yorumları yazılan bölümünde bir okuyucu " nerede Danimarkadaki Türk dernekleri? birleşin, bu yayına karşı baskı yapın, ses çıkarın demiş". Vallahide haklı, alın size süper bir tv programı konusu. Bizim buradan bir tv haber programı ekibi gidip araştırsın bakalım, röpörtajlar yapsın; Danimarka'da, İsveç'te, Finlandiya'da, Almanya'da. Ülkemizin nerelerinden hangi koşullar yüzünden oralara insanlar göç etmiş yada göç ettirilmek zorunda bırakılmış. Bu insanların ekonomik, siyasi, akademik lobileri ne kadar kuvvetli orada. Bir araştırsınlar bakalım!. Kıscası, Türkiye kendi gerçeklerinin vede yaratmış olduğu gerçeklerin farkında olmayan bir ruhalini yaşıyor. Geçmiş olsun.

Etiketler: ,

son 1 hafta

Bugünkü gazetelerden bir fotoğraf. Cumhuriyetçi Gençlik Platformu, Rtük'ün Kanal Türk'ü mali izlemeye almasına sinirlenip gösteri yapmışlar. Ellerindeki ampulleri kırmışlar. Ama nedense hep kendi istedikleri konularda "Cumhuriyetçi" kesiliyor bu gruplar.

Neyse, geçen hafta "Kurtlar Vadisi" yayın engeli, koca koca yazarlar tarafından bile "sansür" olarak nitelendirildi. Ama işin bide "pozitif koruma" yanı vardı atlandı. Kanımca, Miroğlu, Deli Yürek gibi dizilerle başlayan "özendirme furyasına" fark etmeden kapılan toplum şimdi bu sınırlamayı sansür olarak algılıyor. Yani anormali normal olarak kanıksayan toplum, doğru bir olayı yanlış olarak algılıyor. Filmi Rambo vs. vs. filmlerle kıyaslarken, Rambo'da aslında nasıl bir eleştiri olduğunun farkına dahi varamıyor. İşi sadece şiddet bazında görerek haklılık arıyor. Oysaki Kurtlar Vadisindeki "özendirme furyasının" farkına varabilmek için şöye çevreye; sokakda ilkbahar-yaz akşamüstleri, elinde silahla bağırarak oyun oynayan çocuklara bakmak yeterli olacaktır.

Yeni bir konu. Hala tartışıyor değerli paşalarımız ve devlet erkanımız; Kuzey Irakla görüşelim mi, görüşmeyelim mi? Harekat olsun mu, olamasın mı? Sonuç olarak her zaman tekrarladığım şey: Boşa konuşuyoruz. Beş yıl önce yapılacak siyasi, ekonomik temasları "ürkeklik" yüzünden yapamadık. Bölgedeki ekonomik pazarı, İran'a, Suriye'ye, Abd'ye kaptırdıktan sonra konuşuyoruz :) Ekonomik pazarı kaybedince, siyasi hareket alanındada daralma oluyor elbette. Kimse "bize" yüzde yüz muhtaç değil, her yönetimin "alternatifleri" mevcuttur. Daha çok çene yorarız "Irak'ın bütünlüğü" diye :p Sonra bir bakmışız, dünya "Kuzey Irak'ı" tanımış.

Etiketler: ,

Cuma, Şubat 16, 2007

komiksiniz vesselam...

Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob II'nin, "Ermeni cemaatinin din adamı ihtiyacının karşılanması için bir üniversitede Hıristiyan Teolojisi Kürsüsü oluşturulsun" teklifi hükümeti harekete geçirdi.Hafta başında Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ı ziyaret eden Mesrob II, "Cemaatimizin ihtiyaç duyduğu Ermeni Ortodoks din adamlarının ülkemizde yetiştirilmesi en önemli isteğimizdir. Hiç olmazsa bir üniversitede kürsü oluşturulabilir. Ankara'da bir muhatap olacağımız bir adres bulunması çok iyi olur" dedi. Şahin ve Aydın ise Mesrob II'nin taleplerini, "Konuyu, Bakanlar Kurulu gündemine getireceğiz. Rum Patrikhanesi'nin Ruhban Okulu'nun açılması talebinden farklı olarak, sizin sorunu Türkiye Cumhuriyeti eğitim sistemi içinde çözmek istemenizi taktirle karşılıyoruz. Ankara'da bir adres olması gerektiği yönündeki talebinizi de aynı şekilde değerlendireceğiz" diye yanıtladılar. (Hürriyet Gazetesi 16 Şubat 2007)

Sadece 1 dk.lık bir internet araştırması sonucunda ulaşılabilecek bir liste. Almanyadaki İslam bilimleri bölümlerinin bulunduğu üniversiteler:

Otto-Friedrich-Universität Bamberg
Universität Bayreuth
Freie Universität Berlin
Ruhr-Universität Bochum
Friedrich-Alexander-Universität Erlangen-Nürnberg
Albert-Ludwigs-Universität Freiburg im Breisgau
Justus-Liebig-Universität Gießen
Georg-August-Universität Göttingen
Martin-Luther-Universität Halle-Wittenberg
Universität Hamburg
Ruprecht-Karls-Universität Heidelberg
Friedrich-Schiller-Universität (FSU) Jena
Johannes-Gutenberg-Universität Mainz
Westfälische Wilhelms-Universität Münster
Eberhard-Karls-Universität Tübingen

Buralardan mezun olanlar din adamı olmuyor. Ama alanlarında uzman insanlar yetiştiriliyor. Daha ülkemizde dünyayı anlayabilme, politikalar oluşturabilme doğrultusunda üniversitelerde ne Hristiyan bilimlerinden nede Judaistikten sözetmek mümkün. Fersah fersah yol kat ediyorlar biz yerimizde sayıyoruz. Yukarıdaki habere bakarsak kaç yıl geri olduğumuzu anlarız. Heleki milletvekillerinin şu son sözleri tam fiyasko: "Rum Patrikhanesi'nin Ruhban Okulu'nun açılması talebinden farklı olarak, sizin sorunu Türkiye Cumhuriyeti eğitim sistemi içinde çözmek istemenizi taktirle karşılıyoruz.". Millet vekilleri burada akıllarınca hinlik yapmaya çalışıyorlar. Yada cehaletlerini bilmeden gösteriyorlar. Rum patriğinin isteğinin "sistem dışı gösterilmesini" amaçlayan bir söylem bu. Halbuki ruhban okulunun açılmasını bir "vakıf üniversitesi" kurarak eğitim sistemi içerisinde çözmek mümkün. Ama bu yolada karşı çıkan yine milletvekilleri.

Etiketler: ,

Perşembe, Şubat 15, 2007

vatan haini romenler...

Kanal D Romanya yayına başlıyor. Doğan Yayın Holdingin İsviçreli ortağı Ringier AG ile kurdukları kanal Romence yayın yapacak bir ulusal kanal. Ba' ba' ba' elin memleketinde ne işin var. Kır k*çını otur. Ülken neyine yetmiyor. Hem nerden, kim bilecek, belkide Romanyayı bölmeye gidiyorsunuzdur? Bence tüm Romenler birleşip bu izni veren kanunları protesto etmeli ve yurtlarının Türkler ve İsviçreliler vede genelinde yabancılar tarafından "fiili işgale" uğradığını avazları çıktıkları kadar bağırarak dünyaya ilan etmeleri gerek. Dahası bizim "kuvvayı milliyeciler" gibi dernekler kurarak bayrağa,incile ve silaha el basarak vatanı bu "işgalden" kurtarmak için yemin etmeleri gerek. Organizasyonda eksiklik duydukları noktalarda bizdeki "malum adresler" onlara yardım eder elbette. Ama tanıtım gecesi bir okadar şaşırtıcıydı. Ammada çok "Romen vatan haini" varmış ! Hepside geceye çekinmeden katılmışlar, üstelik casus olarak bizim yolladığımız insanlarla yanyana oturmuşlardı. Bu Romenlerde acayip kardeşim. Vatan sevgisi falan yok içlerinde. Vah, vah, tüh, tüh aaa nerdeyim ben ? :)

Etiketler:

Salı, Şubat 13, 2007

aslan yattığı yerden...

Aslında bugün şu milliyetçilik mi - ırkçılık mı tartışmalarını yazacaktım. Dün akşam haberlerde bir güreş müsabakası vardı; hani şu güreşçimizin sinirlenip avazı çıktığı kadar hakeme bağırdığı müsabaka. "Rus milliyetçiliği yapma ulan!" ,"Türk ol! Türk oğlu Türk ol", "Hainlik yapma!" Eveeet, bunlar artık sıradan günlük olaylar oldu. Adam vurdunmu hemen eline bayrak alıp, kahrolsun emperyalistler, AB vs. vs bağıracaksın. Yırttın demektir. Yada biri puanınımı sildi, hemen Türklüğü ileri süreceksin. (eziliyoruz, battık bittik edebiyatı çekiceksin) Bu gibi hezeyanlar bu toplumun ne kadar kendine güvensiz olduğunun, sabırsız olduğunun göstergesidir. Ayağa kalkıp bunu yapanlara tepki vermezsek daha çok dövünürüz ilerde.

Neyse asıl konu; uzun zamandır yazıcaktım ama bir türlü fırsatım olmamıştı. Bugün bir bahane ile İkea'nın İzmir'de açılan mağazasına gittim. Harika bir pazarlama stratejisi uyguluyorlar. Alışverişinden, yeme-içmesine, ulaşımından parkına vs.vs. Ama benim hasta olduğum nokta henüz bu "alışveriş arabalı" sistemi kavrayamamış bazı vatandaşların varlığı! Adamlar kocaman otopark yapmışlar ve o otopark içerisinede alışveriş sırasında kullanılması için "alışveriş arabalarını" alabileceğiniz yerler koymuşlar güzel güzel. Bu sadece İkea'da yok elbette. Kipa, Tansaş, Özdilek vs. büyük alışveriş koplekslerinin tümünde var bu hizmet. Ama vatandaş alışverişi bittikten sonra; yani arabasının bagajına sepetindekileri koyduktan sonra o kullandığı arabayı iki adım ötesindeki yerine koymayı bilmiyor. Bırakıp çekip gidiyor. İnanılmaz ! Yine gözümle şahit oldum, kelli felli bir adam ve hanfendi arabalarının bagajına aldıklarını yüklediler; kadın tam benim geçeceğim yolun ortasına o alışveriş sepetini bırakıp arabaya bindi. Nasıl olsa arkanızdan toplayan var! Nasıl olsa sadece siz varsınız buraya alışverişe gelen! Bencillik, eğitimsizlik, duyarsızlık..Geçen seferde böyle yerine konmayan bir alışveriş sepetinin bir arabaya zarar verdiğini görmüştüm. Ahh şimdi aklıma geldi. İkea'nın self servis yemek restaurantında harika bir taşlama yazı var ve kocaman yazılmış. (yada ben onu taşlama olarak algıladım). Şuna benzer bir yazıydı. "Neden kendi servisimi toplamalıyım?". Burada amaçlanan, yemek yendikten sonra tepsi, tabak vs.nin müşteriler tarafından,özel yapılan yere kaldırılması gerektiğinin vurgulanması. "Alışveriş arabamı neden aldığım yere bırakmalıyım?" gibi uyarılarda yazılsa buralara hiç fena olmaz.

Etiketler: ,

Cumartesi, Şubat 10, 2007

ırkçılar törende..



İnanılmaz değil mi? İşin çığırından çıktığının kanıtı. Artık insanlar yemin ediyorlar, "öldürmek" için. Bir sivil toplum örgütü. Üstelik arkada kocaman bayrağımız ve Atatürk posteri. Yazıkki insanları bu ortama hazırlayan, bu psikolojik yönlendirmeyi yapan, ordunun eski bir mensubu. Yemin ettiriyor savaş için. Irkın, silahın, vatanın, bayrağın üzerine..Ölmeye ve öldürmeye..Savaş hali psikolojisi. Demekki Türkiye Cumhuriyeti ordusunu yetersiz buluyor mücadelede. Bu vatan kurtaran hastalıklı ırkçıların şerrinden korunmamız gereken günlermi geliyor acaba? Ürkütücü bir durum..

Etiketler: ,

Perşembe, Şubat 08, 2007

ırkçı sözlere mecliste tepki yok !..

TRT3 seyrediyorum; meclisinde sağlık hizmetleri kanunları ile ilgili yapılacak değişiklikler tartışılıyor. Kanunda yer alan "Türk" ibaresinin kaldırılması yani doktorluk yapabilecek kişilerde "Türk olma zorunluluğunun" kaldırılması ile ilgili değişiklik hakkında CH* milletvekili Canan Arıtman söz alıyor. Hükümeti eleştiriyor, eleştiriyor..evet buraya kadar güzel, sorun yok. Ama bir noktaya geliyorki burda birden işin rengi değişiyor. Canan Arıtman hanfendi kendini öyle kaptırıyorki neredeyse ırkçı sözler savuruyor. "Zimbabve'den mi doktor getireceksiniz.?, Sizden aşağı ülkelerin doktorlarına mı emanet edeceksiniz kendinizi? Siz teslim edermisiniz? Kimse istemez bunu!" tarzında bir yaklaşım, düpedüz, buz gibi ırkçılıktır. Aleni aşağı görme değilmidir bu.? İşte farkımız bu bizim. Başkası Türk doktorları hakkında birşey söylese ortalığı ayağa kaldırırız. Ama bizim mecliste o sıralarda oturanlardan ses yok,itiraz yok bu tavra karşı. Ve meclis tutanaklarına geçti bu sözler. Hani ayrımcılığa karşıydık. Güya ayrımcılığa karşı olanların zihinlerindekiler, dillerine vuruyor ama nafile..duymamakta, inkarda direniyoruz.

Etiketler:

Çarşamba, Şubat 07, 2007

aşağılık kompleksi..

İnternetteki forumları takip etmeye çalışıyorum. En hararetli tartışmalar hatta bazen tartışma bile denmez monologlar bu forumlarda yapılıyor. İnanımaz öfke dolu, eleştiriye açık olmayan, üzerine toz kondurmayan tipler, hep bereber "kızıyorlar". Olaki fikirlerine ters düşen birşey söylesin birisi vay haline o kişinin. Aslında bu durum hastalık derecesinde eziklik ve aşağılık kompleksinin bu toplumda iyice yer ettiğinin bir göstergesi. İşsizlikten, yoksulluktan, az gelirden, kısacası dünyevi isteklerin,ihtiyaçların karşılanamamasından kaynaklanan sorunlar, siyasetle birleşmesiyle bir öfke yumağı haline geliyor. (aslında "getiriliyor"). Örneğin, bir oyun sitesi forumunda tesadüfen okudum. Tartışmanın konusu, bir deniz savaşı ile ilgili pc oyununda Osmanlı donanmasını temsil eden geminin, aslında o şekilde olmadığı, geminin yelkenleri üzerinde haç, yada "iron cross" işaretinin olmaması gerektiği üzerineydi. Ama okadar içerlemiştiki arkadaşlar, okadar psikolojikman yıkılmışlardıki bu duruma, oyunu yapanlar Hristiyan olduğundan "zaten hep bunlar böyledir, bizleri aşağılarlar", "hainler", "bu büyük hakarettir" gibi sloganlar atmışlar forum boyunca. Bir kişi karşı çıkmış, onuda susturmuşlar. Ama bu gibi şeylere hassas arkadaşlara dünya gerçeklerini söylediğiniz zaman, yada "çözüm önerin nedir?" dediğinizde apışıp kalıyorlar. Senin Silikon Vadisine kurulmuş bir büyük yazılım şirketin varmı? Hadi geçtim onu, ülkende böyle (program, oyun) bu gibi yazılımlar üreten dünya çapında bir şirketin varmı? Hadi bunuda geçtik. Hindistan vatandaşları gibi Amerika'da yazılım geliştiren şirketlerde çalışan bi' dolu "yaratıcı beynin" varmı, en azından bu gibi durumlarda nüfuzlarını koyabilecek? Yok, yok, yok. Kardeşim senin bu serzenişlerin boşa. Ezik yetişmeye mahkumsun, kendine çeki-düzen vermedikçe vede dünyaya at gözlükleriyle bakmaya devam ettikçe. Ee, hadi ben vereyim en kolay aklı. Bul oyunun üreticisini, eksik kalan yada kendince hatalı bulduğun yerleri mail yazarak anlat düzeltsinler. Düzeltmedikleri zaman hak veririm sana. Ama böyle devam ettiğin sürece bu aşağılık kompleksinden kurtulamayacak ve toplumdaki diğer insanlarıda negatif etkileyerek koro şeklinde "kızacaksınız".

Etiketler: ,

Pazartesi, Şubat 05, 2007

sevsen de terk et sevmesen de ..

Bu arkadaşlar ne kadarda güzel yazmışlar değilmi? Biz dostuz, arkadaşız uzun zamandır. Irkımızdanda gururluyuz. Ama bir noktaya kadar. Aman karışmayalım birbirimize, "ari ırklarımız" bozulur. Namı değer Alman Vatansever Nasyonal Sosyalistleri. Bunlar Hitler zamanından kalma NSDAP'ın (Alman Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi) çeşitlenmiş fikri uzantıları. Ah, birde daha popüler ve ulusal seçimlere giren parti çeşidi var bunların. Almanya Milliyetçi-demokrat Partisi (NPD). Tabi bunların vardıkları ortak nokta (her nekadar isimleri içerisinde demokrasi, sosyalist kelimeleri geçsede) "neosuz" yada "neolu" "Nazizm". İnternet sayfalarında Türklere sesleniyorlar:

  • Ey, Türkler; caddelerinizin Alman gençleriyle dolmasınımı istiyorsunuuuuz?
  • Almanların gelip Türkiye'de ev almasınımı istiyorsunuuuuz?
  • Fırıncınızın Alman olmasınımı istiyorsunuuuuz?
  • Maaşınızı bir Alman'dan mı almak istiyorsunuuuuz?
  • Almanların ülkenize yerleşip, işinizi elinizden almasınımı istiyorsunuuuz?

....o haldeeee..önce siz evinize dönün. Yani Türkiye'ye. Bu ülkeyi bize bırakın. Ülkemizi istila etmeyi bırakın.

Eh, kulağa yabancı gelmiyor olsa gerek bu sözler. AB yolunda muhalefet eden bizim "ulusal-vatansever-milliyetci cephenin" sözlerinin kopyası sanki :) Haydi beyler, tokuşturun kafaları! pardon..Heil! yok yok öyle değil, kurt başı gibi olacak :)

Etiketler:

Cumartesi, Şubat 03, 2007

rezil durum..

Son bayrak olayı ile kurumların tarafsızlığının ne durumda olduğunu gördük. İçlerine yuvalanmış "irinleri" atmasını bilemeyen, yanlı tavır sergileyen anlayışlar ile ne kadar yola devam edilir bilinmez. Hangi akla hizmet bu "şov" yaptırıldı anlaşılacak gibi değil. Kime teslim ediliyor "suçlular" anlamıyorum. Demek ki toplumun bir bölümüne göre yaptığı fiil "suç" olarak görülüyor ama buna karşın diğer baskın bir kesime göre ise (hemde devletin kurumları içerisinden de destek alan) bu bambaşka bir şekilde, neredeyse "müdafa" boyutunda algılanıyor.

Aklıma hemen Karadenizdeki "feribot olayı" geliyor. Ruslara karşı mücadele veren Çeçen milislere destek amacı ile yapılmıştı. Ama bu terörist eylem o zamanlar medyada, halkımızın çoğu kesiminde ve devletimizin yargısında cezasız kaldı. Bunun sebebide Ruslara karşı verilen mücadelenin haklılığı, bağımsız bir Çeçenistan'ın olması isteği ve Türkiye'de bir çok Çeçen asıllı vatandaşın bulunması vs. vs. idi. Ama unutulan, gözden kaçan, sorgulamadığımız, Çeçenlerin bu şavaşı "cephede" vermeleri gerektiğiydi. Sivil insanların bulunduğu bir feribotta, "Çeçen ve Türk" bayraklarının ve tabiki medyanın kullanılarak "şov"a dönüşen bir aksiyonda değil. O gün desteklenen bu terör aksiyonu aktörlerinin uzantıları bir kaç yıl sonra Osetya'da Beslan Okul katliamında bu sefer kanlı bir şekilde ortaya çıktılar. Acaba bu olaydan sonra devletimiz ve hukukumuz bu olaya nasıl baktı.? Ki katliamda kurban olan Osetlerle akraba olan yaklaşık 60 bin Oset yaşıyor Türkiye Cumhuriyetinde.

Tekrar dönelim "suikast"e. Azmettirici Hayal olarak söyleniyor. Ailesi ile yapılan röpörtajlar çok garip. Diyorlar ki "böyle bir şey yapacağını hiç aklımıza bile getirmedik", "onun bu olaylara karışmasına şaşırdık!". Evet, kimse ayranım ekşi demez. Sanki "bombacı" lakabı ona verilmemiş gibi,sanki patlattığı bomba 6 çocuğu yaralamamış gibi hayretle karşılıyorlar olayı. Yani aptalı oynuyorlar. Yine bildik senaryo olacak. Bu iki "abi" bir süre mahkeme, hapishane derken gözden ıraka çekilecek. Ve bir gün yeniden "aaaa..biz bu yüzleri tanıyorduk" diyeceğimiz bir olayla karşımıza çıkacaklar.

Etiketler: ,

ilgili diğer bir yazı

"soydaşlık" kavramı üzerine..

Geçen akşam bir tartışma programına rastladım zap yaparken. Hatırlamıyorum şimdi hangisi ama konuşmacı canalıcı bir vurgu yaptı. Türkiye Cumhuriyeti çevresinde olan olaylara "soydaşlık" anlayışı ile yaklaşırken sadece soydaşlığı "Türklük" yani ırk akrabalığı üzerine yaparsa kaybeder. Gerçekten doğru bir yaklaşım. Geriye dönüp biraz hafızamızı tazeleyelim. 1.Körfez savaşı ve ondan önceki yıllar Irak'ın kuzeyi tüm ihtiyaçlarını Türkiye üzerinden karşılıyordu. Hatta şu son 5 yıl öncesine kadarda öyleydi. Biz Irak'ın bütünlüğünü savunurken onlar özgür oldu. İstemesekte bu bence böyle bir sonuca varacak. Tabi bu sonucu gören Türkiye ise bunu kabullenmemek üzerine kurduğu politikalar yüzünden "Kuzey Irak" yönetimi ile iplerini kopardı. Çünkü yeni bir devleti kendine tehlike olarak algıladı. Sebep gayet açık. Güney doğudaki "Kürt vatandaşlar". Burada sorun, devletin algılamasına göre "Kürt vatandaşlar", kurulması halinde bir "Kürdistan" ile elele verecekler. Ozaman Türkiye'de oradaki "Türkmenleri" desteklemeli. Bir sorun daha ? Peki oradaki "Türkmenler" soydaş, ya "Kuzeydeki Kürtler"? Evet, sorular sorarak yaklaşmaya başladığımızda ne kadarda karmaşık bir ikileme girdiğini görebiliyoruz Türkiye ve politikalarının. Bundan yıllar öncede bir stratejik araştırma yorumcusu şunu demişti: Musul ve Kerküğe giden yol "Kürtlerden" geçer. Tabi bu siyasetin Türkiye tarafından uygulanmadığının fotoğrafı bugün gayet açık bir şekilde görülüyor. Siyaseti bırakıp "Patada kütede" orduyla gireriz mesajlarıda bu bağlamda bana göre gelinen noktada "acizliği" gösteriyor. Siyaseti konuşturamadığımız yerlerde bunu yapıyoruz hep.

Etiketler:

Cuma, Şubat 02, 2007

suç ve kahramanlık

Hrant Dink suikastinden sonra ortaya çıkan olaylardan (adli soruşturma,demeçler vs. vs.) anlaşılıyor ki bu ülke topraklarında yaşayan çoğu insanın içine işlemiş bir "çarpık milliyetçilik" anlayışı ile karşı karşıyayız. Dün mahkeme kapılarında "aha pis vatan haini" diye bağıranlar, kendilerine iki eleştiri yapıldı diye "mazlumu" oynamaya başladılar. "Tövbe tövbe, ne Ermenisi, biz sapına kadar Müslüman ve Türk'üz" diyerek kasıtlı olarak "empati kurmak" için söylenen bir slogana kontra verdiler. Sonrada "Hepimiz Ermeni'yiz" sloganını bölücü olduğunu, cenazede yürüyenleride "dış güçlerin maşası" ilan ediverdiler. "Provakasyondur" bu cenaze dediler. İşi daha da ileri götürerek "şehit cenazelerinde neden bu kalabalık olmuyor?" "diplomatlarımız öldüğünde bunlar neredelerdi?" gibilerinden, insanlıktan uzak, ortalığı karıştırmak amaçlı, bu konuyla uzaktan yakından alakası olmayan konuları ortaya atarak kendilerince bir "karşı tavır" ortaya koydular. Buradan hareketle "şehitleri, bayrağı, vatanı" yine kullandılar. Yine "kan" üzerinden siyaset yaptılar. (bkz. 32. Gün Programı. 01 Şubat 2007- Kanal-D) Bu güruh ve onun düşüncelerine sahip kişiler akşam yine tv ekranlarındaydı. Tek fark, bu sefer üniformalıydılar.(bkz. TGRT tv anahaber görüntüleri) "Abi arkadaki yazıyı, bayrağı yukarı kaldıralım" "Saçını düzelt, birde şurdan alalım". Tetikçi şov.. bayrağı çıkart..göster.. Vay be "vatan kurtaran kahraman". Geçin sıraya, öpün elini eteğini. Bu korktuğumuz zihniyetin nerelere kadar sirayet ettiğinin bir resmidir. Bizi sokakta koruyacak, kollayacak adamların, ne kadar "taraflı" olduğunun bir işaretidir. Ülkemizdeki "milliyetçilik" anlayışının, tam tersi "ırkçı" olduğunun bir kanıtıdır. En vahimide bir "cinayet zanlısının" gördüğü hürmet, "vatan kahramanı" edası ile ağırlanması. Vah ki vah.

Etiketler: