Google

Perşembe, Mayıs 31, 2007

hepimiz tuhafız

Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü'ne yönelik karalama kampamyasının karşısında sanatçılar olarak tavrımızı ifade ettiğimiz bu kampanyaya 3 Haziran 2007 Pazar gecesine kadar imza verebilirsiniz. Daha sonra metin ve imzacılar basın ve kültür-sanat siteleri aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılacaktır.http://www.bufkedestek.org/

Cumartesi, Mayıs 19, 2007

bugün 19 mayıs

Sıklıkla, yazdığım yazıların yorumlar bölümüne olmasada, sayfanın sonunda belirttiğim mail adresime "seni emperyalist işbirlikçi", "AB yalakası, AB uşağı" tarzında bir takım hakaretlerin bulunduğu yazılar alıyorum. Ama olayı kişiselleştirmek istemediğimden, ve karşılıklı tartışma yaratmamak için cevap yazma gereği duymuyorum bu gönderilen maillere. Sadece yazdığım yazıların altında yorum yazılan yerde cevaplar vermeyi uygun buluyorum.


Bana mail yazarak "Türk'lüğümü" hatırlatan arkadaşlara teşekkür ediyorum. (ironi) Ayrıca mail gruplarına ekledikleri mailimle her gün, her hafta bir dalga ile aldığım "komplo teorisi maillerin" hazırlanmasında emeği geçen teorisyenlerede sonsuz teşekkürlerimi yolluyorum.Ama malesef arkadaşlar ben sizinle aynı görüşleri paylaşmıyorum. Sizin dediğiniz "Atatürk yaşasaydı, AB'ye girmezdi, Nato'dan çıkardı, ABD ile ilişkileri keserdi, yabancılara toprak satmazdı, özelleştirme yapmazdı, onu kapatırdı, bunu yasaklardı" gibi şeylerle aynı tarafta değilim. Siz Ataürk'ü 1920 koşullarına göre okuyorsunuz. Hatta okuyamıyorsunuz. Okuyamadığınız içindirki cumhuriyeti kurarken ona karşı olan cephenin göstermiş olduğu karşı tavrı bugün aynen gösteriyorsunuz.

..Ve ayrıca tüm bunları bu açıklıkla savunan insanlar, hükümet yani Akp yanlısı olarak adlandırılıyor ki bu da içler acısı bir durum. İçler acısı zira, ülkede kendine sol diyen ama sol ile alakası olmayan merkezde olan partiler, yani kitlelerin merkez sol diye oy vermek zorunda olduğu partiler "demokrasi savunuculuğunu" Akp'ye kaptırdıklarının farkında değiller mi acaba? Kendilerine merkez sol diyen partilerin, kendilerini sol, sosyalist sanan ama gerçekte nasyonal-sosyalist olan komplo teorisyenlerinin kucağına bırakarak yaptıkları siyaset ve muhalefetten nasıl bir sonuç çıkabilir?

Bugün 19 Mayıs. Ülkemdeki insanın Atatürk'ün "statükocu" bir insan olmadığının, Osmanlı statükosunun sarsıldığı bu önemli günün, inkilapçılık yani devrimcilik - yani değişim, yenilenme üzerine kurulduğunun farkında olması dileklerimle.

Etiketler:

Çarşamba, Mayıs 16, 2007

ifşaya çağrı

İfşaya Çağrı : Hrant Dink cinayeti ve sonrasında yaşanan benzer saldırıların karşısında duran, ortak paydası barış olan, ırkçılığa karşı hareket eden herkesin imzasıyla ortak bir irade oluşturuluyor. http://hrant-ve-biz.org/ adresinde bildiriyi okuyabilir ve imza verebilirsiniz.

Etiketler:

Seçimlerde Ortak Aday İstiyoruz Kampanyası

'Seçimlerde Ortak Aday İstiyoruz Kampanyası' başlatıldı. Sol seçmeni, artık sol ile bir alakası kalmamış olan Chp zihniyetinden kurtarmak için yeni bir oluşum. Baskın Oran, Zuhal Olcay, Gencay Gürsoy, Ertuğrul Kürkçü, Ali Nesin, Ahmet İnsel, Aydın Engin gibi isimlerin içinde bulunduğu hareketin internet sayfasında imza kampanyası başlatıldı.http://www.ortakaday.net/index.php adresine girerek yayınlanan bildiriyi okuyabilir imza kampanyasına katılabilirsiniz.

Etiketler: ,

hürriyet gazetesi bunu hep yapıyor 2

"Boğaziçi'nin Türkiye'si" ve "Boğaziçi'nde tuhaf şov" başlıklarını atarak yayınlandı bugün Hürriyet Gazetesi. Farklı ve muhalif bir tavır sergileyen kim varsa attığı başlıklarla "suçlu bunlar" havası yaratmakta çok usta. Hatırlarsak "Dimitri Duruşu" başlıklı haberinde de tıpkı böyle bir hava estirmişti gazete. Orada da haberin içeriğinden "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gidenler vatan hainidir" sonucu çıkıyordu.

Haberde "Meksika ve Türkiye kültürünün tanıtıldığı gecede sahneye çıkan Boğaziçi Üniversitesi Folklor Grubu, peşmerge kıyafetlerine benzer kostümlerle program yaptı." denilerek gösteriye katılan grupların fotoğrafları yayınlandı. Bunlar arasında türbanı olan ve gitar çalan bir öğrencide var. Slayt gösterisi sırasında ayrıca fotoğraflar arasında "Okumak istiyorum" parkartı taşıyan ağzı bağlı, türbanlı kızların fotoğrafıda geçmiş. Ayrıca halk oyunları sırasında farklı etnik gruplardan örnekler verilmiş. Hatta tanıtım broşürlerinde 5 dilde, buna Kürtçe'de dahil "Hepimiz" yazısı yazılmış. Gösteride "transseksüeller" de temsil edilmiş. Kürtçe şarkılarda söylenmiş, nevruz ateşi üstünden de atlanmış. Ahh birde organizasyona katılan Meksika Üniversitesinin adı Centro Universitario de Integracion Humanistica’nın (Meksika Hümanist Entegrasyon Merkez Üniversitesi).


Gayet doğal bir gösteriyi gazetenin baş sayfasına taşıyarak tuhaflık yapan asıl bu gazetenin kendisi. Hala ülkemde bazı gerçekler kabul edilemiyor. İnsanların olaylara bakışları farklı olabilir ve bu neticede farklı düşünebilirler. Bu gösteri ister siyasi, ister kültürel bir mesaj içersin, gayet normal bir gösteridir.Hürriyet Gazetesi o devamlı laf atarak aşşağıladığı "şeriat" yanlısı gazetelerin yaptığı kışkırtıcılığı yapmaktan geri kalmıyor. Herkesi tektip gören zihniyetin örneklerini attığı başlıklar sayesinde harika bir şekilde gösteriyor. Bu bir "Hürriyet Gazetesi Klasiği". Ama biz yemiyoruz artık. :)
Bir şey daha, haberi kim yazdıysa süper bir alt yapı hazırlamış kendine. Öyle bir yazım tarzı kullanılmışki yine Kürtler + azınlıklar + türban + farklı cinsel tercihleri olanlar = Türkiye düşmanları.. (seçimler yaklaşırkende güzel bir propaganda hani) Bu haberin altında hazırlayan "Magazin Servisi" olarak gözüküyor..

Etiketler:

ilgili diğer bir yazı

Pazar, Mayıs 13, 2007

İzmir cumhuriyet mitingi

Çok büyük bir kalabalık vardı bugün İzmir'imde. Gündoğdu Meydanı ve Kordon hınca hınç doluydu. Atılan sloganlar, bayraklar, müzikler.. Tarihi bir gün yaşadı İzmir.

80'leri hatırladım birden. Ortaokul, lise yıllarımızın geçtiği günleri ve ozaman ki Türkiye'yi gözümün önünden geçirdim. Biz o zamanlar ne istiyorduk? Bıyıkları yeni yeni terleyen gençler olarak siyasi görüşlerimizi hangi akımla ilişkilendirip ifade edebilirdik? Sol? Sağ? Darbeden sonra toplum içerisinde yeterince depolitize olmuş gençler, polis devleti baskısı, tekelci zihniyetin kararlılıkla uygulandığı bir sistem içerisinde hayatı anlamaya başladık. Tek kanallı bir Türkiye'nin gençliği ne isteyebilirdi? Özgürlük, daha fazla fikir hürriyeti, hoşgörü, dünyaya entegre olmak en önemlisi, gıptayla baktığımız, bizde o an için olmayan sosyal-hukuk devleti düzeni. Biz o zamanlar dünyaya açılmayı, değişimi, solda görmüştük.


Geçen son 20 yıla dönüp bakıyorum. Sol bu ülkede sağ olmuş. Sağda sol oluvermiş. Bugün İzmir cumhuriyet mitingi vardı şehrimde. Bir çok genç "vatan satılıyor", "ülkeyi Abd'ye Ab'ye sattılar", "limanlarımızı Yunan'a satıyorlar, Telekomu Araplara", "bizi böldüler", "vatan haini bunlar", "AB ve Nato'dan çıkalım" diye sloganlar atıyorlardı. Çoğu genç körpe zihinlere, bunların arasında benimde tanıdığım gençler vardı, şimdiden işledi bile bu keskin fikirler. O kadar ağır siyasi söylem altında kalan bu körpe zihinlerin hoşgörüden uzak olmaları, farklılıkları kabul etmemeleri, birarada yaşama fikrine katlanamamaları bizi endişelendirmesi gereken bir durum. En kötüsü ise bu gençlerin söylemleri bir sol partiden yada "sol akım" üzerinden almaları...içe kapanmayı, laiklikle, şeriata ve hükümete karşı olmakla, devletçilikle, Ab, Abd ve Nato'ya karşı olmakla harmanlayıp hedefi belli olmayan bir kitle oluşturulduğuna inanıyorum. Eğer ki sol tek başına iktidar yada bir şekilde iktidar ortağı olur, en kötüsüde iktidar olamaz, bu söylemlerde yerine gelmez ise bu kitle soluda aşar. Gideceği yerde bellidir.

Chp bu açıdan (sözde) merkez sol, sosyaldemokrat olarak büyük bir kumar oynamakta. Oy uğruna kitlelerin "AB karşıtlığına" yeşil ışık yakarak çok tehlikeli bir yola gitmekte. Unutulmamalı, Chp iktidar olsa bile bu ülkede 4 yılda bir seçimler yapılıyor. AB hedefinden sapmış bir ülkeyi yönetecek iktidarların bunu ne şekilde kullanabileceklerini düşünmeli sosyaldemokratlar. (tabi bunu kendilerine sorun yapacak derecede sosyaldemokratlarsa???!)

Etiketler:

eurovision şaşırttı

Dün akşam 52.si Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de yapılan Eurovision Şarkı Yarışmasının sonucundan daha çok bizim verdiğimiz puanlar çoğu kişiyi şaşırtmış durumda. Yarışmanın birincisi Sırbistan'dan Molitva (Dua) adlı şarkısıyla Maria Serifoviç oldu. Yarışma sonuçlandıktan hemen sonra forumlara, haber sitelerinin yorum yapılan bölümlerine bir baktım. Herkes burnundan soluyor. Çoğu kimsenin yazdığı yorumlar kin ve nefret kusan sözcüklerle dolu. Ermenistan ve Yunanistan'a oy verenlerin namussuzluğu, vatan hainliği, teröristliği mi kalmamış..Off off ne yorumlar..Hatta bazı ulusal yayın yapan haber kanallarının haber yorumlarının yapıldığı bölümler ırkçı ve kin kusan sloganlardan geçilmez olmuştu. Umarım bugün düzeltmişlerdir moderatörler. "Soykırımı kabul edenler atmıştır", yok "pkk'lı teröristler atmıştır", "Trt Ermeni hayranı, o oynamıştır oylarla", oda olmadı "gsm şirketleri feth edildikleri için onlar ülkemizi oyuna getirmişlerdir"...Allahım ne komplocular, ne Doğu Perinçek kopyaları :D Neyse bu hazımsızlık olayı, kabullenememe olayı, hoşgörüsüzlük "ülkedeki insanı" tanımamaktan kaynaklanıyor o kadar. Hele bir yorum kanımı dondurdu. "Tüm gsm operatörlerinden yollanan oylar telefon numaralarına göre alınmalı ve oy verenler araştırılmalı" diyordu. Trt'nin eurovision internet sayfasında oy dökümleri, yollanan ülke ve miktarına göre tasnif ediliyor. Bu fikri ileri süren ve destekleyen arkadaşlara bu yetmemiş olacak polisiye tedbir alınmalı, soruşturulmalı demişler. İnanılması güç ama gerçek. Milliyetçilik dalgası yavaş yavaş kendini aşmaya başladı. Parlak zekalı, toplum içinde henüz keşfedilmemiş dahilerde böylece kendilerini göstermeye başladılar. Korkutan şeyse, kimsenin bu mesaja "hop" diyecek bir yazı yazmayıp, aksine desteklemeleri. Sadece bu konudamı tepki yok. Birinci olan Sırp şarkıcıya ve diğer ülke şarkıcılarına yaratık, ucube gibi sıfatlar takıp yorum yapan insanlarımızda az değil. Onlarda baya destekçi bulmuşlar. Ahh aynı zamanda bizim Bosna'yla karşılıklı puan vermemiz milliyetçilerimiz tarafından övülmüş ama Bosna'nın Sırplara oy vermeleri dahi çoğu yorumcuyu kızdırmıştı. Anlamakta güçlük çekmişler :) (Dahada anlamayacaklar bu kafadan giderseler)
Sözün özü, eski doğu bloku ülkelerinin paslaşmalarına rağmen 163 puan ile 4.lüğü yakaladık Böyle bir durum olmasa 1. veya 2. olmamız içten değildi. Üstelik Yunanistan ve Rusya ile başa baş bir çekişme yaşayabilirdik.Tebrikler Kenan.

Etiketler:

Pazartesi, Mayıs 07, 2007

tarih tekerrür ediyor.. (mu acaba?)

90ların başında bugün şiddetle AB'ye karşı çıkanlar, mitinglerinde "Hristiyan birliğinde işimiz ne ?" diyenler, icraatlarının 4 yılında AB için ülkemizde yapılmayan ilerlemeyi yaptılar. Aslında bu ilerlemeyi gerçekleştirenler Refah çizgisinden gelen fakat kendini "yenilikçi" kanat olarak adlandıran ve "gelenekçi"lerden kendilerini ayıran, daha ılımlı, kapsayıcı bir oluşumdu. Kendilerini "biz değiştik" diye ifade etselerde çoğu karşıt görüşteki insana kabul ettiremediler bunu. Hala bir çok insan Akp'nin "gizli bir planının" olduğunu ve "takiyye" yaptıklarını söylüyor, inanıyorlar. Başbakan Erdoğan'ın dediği gibi "düğmeye basıldı". Seçimler neyi getirir neyi götürür bilinmez ama şu gerçek; "solda" bir değişim olacak.


Düğmeye sol için basıldığını düşünüyorum. Bugün onbinler meydanlarda cumhuriyet için miting yaparken Akp karşıtlığı laiklik-türban-şeriat üçgeninde ifade ediliyor. Araya sıkıştırılan, vatanın satılması, bölünmesi, misyonerlik, tam bağımsızlık, AB-ABD-Nato karşıtlığı, sokakta güvenlik sorunu vs. vs. ise cabası. Tüm bunların sorumlusu Akp olarak gösteriliyor. 90larda Refah kanadında yaşanan radikal karşı çıkışın birebir kopyası olarak görüyorum bugün yaşananları. Söylemler aynı şekilde örtüşüyor. Buradan hareketle şöyle bir tahmin yapılabilirmi acaba? Önümüzdeki yıllarda cumhuriyet mitingine katılmış olan kitleler AB-ABD-Nato'cu olacak. Vatanın bölünmediğini söyleyecek, "Vatanı satma" olarak yorumlanan yabancı sermayenin Türkiye'ye girmesi taraftarı ve özelleştirme yanlısı olacaklar. Misyonerliği bir suç olarak algılamaycak, dinin elden gitmediğini söyleyecekler. Üniversitelerde türban takanları savunacaklar. Bir cumhurbaşkanı adayının eşinin türbanlı olmasının "bireysel tercihler" yönüyle düşünülmesi gerektiğinin savunuculuğunu yapacaklar. Olur mu ? Olur! "Tarih tekerrürden ibarettir" diye boşa dememişler.

Etiketler:

ilgili diğer bir yazı

Perşembe, Mayıs 03, 2007

peki', demokrasi bizi görecek mi?

Ülkemizde inanılmaz şeyler yaşanıyor demokrasi adına. Kopartılan tüm yaygaranın sebebi, cumhurbaşkanlığına eşi "türbanlı" bir kişinin seçileceği gerçeğiydi. Karşı çıkışın bahaneleri ise her zaman duymaya alıştığımız, "şeriatçı bunlar", "laikliği içine sindirememiş kişiler", "devrim yasaları deliniyor" vs. vs. Biz bu kadar demokrasiye hazır değiliz malesef. Belli bir kesimin, en azından "zihnen" dünyaya entegre olmasını beklememiz gerekecek. Bu kesim demokrasiyi istediği gibi eğip bükecek yani kendi istedikleri durumlarda demokrasiyi kendi istedikleri yönde yorumlayacaklar. Seçilmişleri hazmedemiyor, süreleri dolduğunda gidecekleri gerçeğini kabullenemiyorlar. Demokrasiyi sayısal çoğunluk görmek istedikleri zaman görüyorlar ama azınlığa düştükleri vakit demokrasiyi "azınlık dayatmasına" dönüştürüyorlar. Demokrasiden korkuyorlar. Küreselleşmeden, dünyanın küçülmesinden korkuyorlar. Yabancıların ülkemize gelmesinden, tatil yapmasından kıllanıyorlar, toprak alanlarından nefret ediyorlar. AB'ye karşılar. Hoşgörüden uzaklar. Değişimi "vatanın parçalanması" olarak algılıyorlar. İçlerine kapanıyorlar. Korku yaratarak siyaset yapmaya çalışıyorlar...

Etiketler: ,